Dünyanın en ağır mahpuslarından ikisi Türkiye’de -Adil Okay-

35 yıldır cezaevinde tutulan Mumia Abu Jamal’ın serbest bırakılması için çok sayıda kitle örgütünün çağrı yaptığını öğrenince hemen aklıma Türkiye’nin en ağır tutsakları geldi: Kürt özgürlük hareketindenCuma Özkan ve Türkiye sosyalist hareketindenHasan Gülbahar. Her iki tutsak da hapishanede 33. yıla girdiler. Onlar için 3 yıl önce kurucuları arasında yer aldığım “Görülmüştür Grubu” olarak basın açıklaması da yapmıştık.

Akabinde tutsaklığının 29. yılında tahliye edilen Hasan Gülbahar, 1.5 yıl sonra “Yanlış tahliye edilmiş” denilerek yeniden tutuklandı. Cuma Özkan ise hiç tahliye edilmedi. Her ikisi de hapishanede 33. yıllarına girdiler. “Ben Çıkana Kadar Büyüme e mi…” adlı kitabımda onlara da yer vermiş, hukuk garabetini ortaya koymaya çalışmıştım. Mecliste Dönemin Milletvekili Hüseyin Aygün bu kitabımdan bölümler okuyarak bir ara yasa ile söz konusu hukuk garabetinin düzeltilmesine katkı sunmaya çalışmıştı.

Ve tabii bir de adını anmam gereken 32 yıldır Fransa hapishanesinde yatan Lübnanlı Komünist Corc İbrahim Abdallah var. Geçen hafta 21 Ekim’de İstanbul Fransa Konsolosluğu önünde 1999 yılında “ceza”sı bittiği halde serbest bırakılmayan Abdallah için “Filistinli Esirlerle Dayanışma Ağı”nın eylemi vardı.

27 Ekim’de de Hepatit C hastası olmasına rağmen tedavisinde zorluk çıkarılan Abu Jamal için eylem çağrısı yapıldı. “Eski Kara Panterler Üyesi, ABD’li Gazeteci Mumia Abu Jamal’ın tutukluluğu, 9 Aralık 2016 tarihinde 35’inci yılına girecek. Konuyla ilgili, ‘Mumia Abu Jamal, ‘Sessizlerin sesidir’, tüm sömürülenler ve ezilenler adına konuşur, Mumia’nın savunması için tüm yasal girişimleri destekliyoruz ancak kapitalist mahkemelerde adalet olmadığını da biliyoruz. Mumia Abu Jamal’ın Özgürlüğü için Emek Hareketi Komitesi (LAC) emekçilerin kitlesel eylemlerine odaklanmaktadır” denilen açıklamada, bu olmadan Mumia’nın özgürlüğü için açılması talep edilen yeni dosyanın yargının ‘çöp sepetine’ atılacağı vurgusu yapıldı. Ortak açıklamada Mumia’nın ailesi ve arkadaşlarının yanı sıra, Uluslararası Eylem Merkezi, ATAC, 1 Milyon Kadın Hareketi, Teksas İdam Cezası Kaldırılsın Hareketi, New York Tutsakları Adalet Ağı, Siyah ve Esmer İşçiler Kolektifi, Mumia Eve Dönsün Kampanyası, Gerçek Adalet İçin Philly Koalisyonu gibi onlarca kitle örgütünün imzası bulunuyor.” (Evrensel, 22 Ekim 2016)

Acılar yarıştırılmaz elbette. Ancak Mumia Abu Jamal ile Corc İbrahim Abdallah isimleri Cuma Özkan ve Hasan Gülbahar ile birlikte anılmalıdır. Dünyanın öbür ucunda da olsa dayanışma eylemlerinde “özgürlük ve eşitlik” idealleri için çeyrek asırdır tutsak olan bu insanların isimleri beraber yazılmalıdır. Eğer varsa dünyanın bir ucunda, onlar gibi, bu idealler uğruna çeyrek asırdır tutsak olan bir başkası onun da adı listeye eklenmelidir. (Örneğin yine Türkiyeli devrimci Halil Gündoğan hapishanede 31. yılına girmiştir.)
Ve ne büyük eksikliktir ki Cuma Özkan ile Hasan Gülbahar’ın adı Mumia Abu Jamal ve Corc İbrahim Abdallah için kampanya düzenleyen uluslararası kurumlar tarafından ve örneğin ABD ve Fransa ilerici çevrelerince bilinmemektedir. Bizim coğrafyada ise Hasan Gülbahar adı basında yer almıştır ama Cuma Özkan’ın 33 yıldır tutsak olduğu hâlâ bilinmemektedir.

12 Eylül faşizmine giden yolları döşeyen OHAL nedeniyle hangi konuyu yazacağımızı, hangi haksızlığa, hayasızlığa, baskıya karşı tavır alacağımızı şaşırdığımız oluyor. Ama tüm sol-sosyalist-yurtsever basının, kurumların, devrimci demokrat kamuoyunun bu konuda, bu trajedi hakkında ses çıkarması daha çok ses çıkarması gerekmez mi?

Cuma Özkan’ın hapishaneden yolladığı mektuptan bir bölüm aktararak tamamlıyorum diyeceklerimi:

“12 Ekim 1980 yılında tutuklandım. Üç ay gözaltında her türlü işkenceyi gördüm. Daha sonra Adana Askeri Mahkemesinde idam cezası aldım. Yaşımın küçük oluşundan cezam 20 yıla indi. 1989 yılının başlarında tahliye oldum. 3.5 yıl dışarıda kaldım. 1993 yılında yeniden tutuklandım. O günden bu yana cezaevindeyim. (…) Ben 1993 yılında tutuklandıktan üç ay sonra kızım dünyaya geldi. 20 yıldır annesiyle birlikte beni yalnız bırakmadılar. Yozgat, Konya, Malatya, Antep Cezaevlerinde kaldım. Kızım Şehriban ve annesi yaz-kış demeden, ekonomik sıkıntılarıyla birlikte hep yanımda oldular. Şimdi kızım üniversiteye gidiyor. Ben halen zindandayım. 1993 yılından bu yana eşim ve kızım hep peşimden geldiler. Kızımın bebekliğini cezaevinde gördüm. İlk yürümeye başladığında ziyaretime getirmişlerdi. Kapalı görüşlerde çocukları hükümlülerin bulunduğu bölüme bırakıyorlardı. Bir 15 çocuk benim bulunduğum tarafa geldi. Tüm çocuklar baba-amca ya da dayılarıyla buluşmuşlardı. Ama ortalıkta ağlayarak dolaşan sonra tek başına duvar dibine gidip oturan bir çocuğa sahiplenen kimse olmamıştı. Ortalık çocukların sevinç çığlıklarıyla çınlıyordu. Daha sonra benim kızımın da gelen çocuklar arasında olduğunu öğrendim. Gidip gardiyana ve orada olan arkadaşlarıma sordum. Gelen çocukların hepsinin bunlar olduğu söylendi. Ağlayan çocuğun yanına gittim sakinleştirmeye çalıştım ama nafile. En sonunda kucağıma alıp görüş kabinine götürdüm ve annesine “Bu kız Şehriban mıdır” diye sordum. Evet, cevabını alınca heyecandan ne yapacağımı bilemedim. Kızım da annesini görünce cama vurmaya başladı. İlk kez baba olarak çocuğumu kucağıma alıp öptüm. Gözyaşlarını mendilimle sildim…

Ve emin ol Okay, gözyaşlarını sildiğim mendili 15 yıldır yıkamadan yanımda taşıyorum. Bunu ilk kez söylüyorum. Ama insanız işte. Devrimcilerin de duyguları vardır değil mi?”

 

Kaynak: 

Adil Okay, Ben Çıkana Kadar Büyüme e mi…, Notabene yayınları, Ankara, 2013.
Abu Jamal için 27 Ekim’e çağrı, Evrensel gazetesi, 22 Ekim 2016.

Not: Hasan Gülbahar halen Tekirdağ 2 No’lu F Tipi Hapishanede, Cuma Özkan ise Gaziantep H Tipi Hapishanededir.

1.220