Yunanistan Eylem Birliği: “TKP/ML Yunanistan örgütlülüğü ile bu sahada tüm faaliyetlerimizi dondurduk!”

Yunanistan’da çeşitli eylemler vesilesiyle biraraya gelen ve ardından Yunanistan Eylem Birliği/Türkiye-Kürdistan isimli bir platform kuran DKP, MLKP, MKP, PKK ve TKP-ML, dün ortak bir açıklama yayımladı. “Bizler Yunanistan Eylem Birliği çatısı altında ortak çalışma sürdüren, Türkiyeli ve Kürdistanlı devrimci yapı ve partiler olarak bulunduğumuz sahada yer alan, devrimci usül ve ilkeler dışında davranarak uzun bir süredir çalışmalarımızı sekteye uğratan, taciz ve provake eden TKP/ML Yunanistan örgütlülüğüne yönelik tutumumuzu devrimci kamuoyu ile paylaşmak için bu metni yayınlamış bulunuyoruz” diyen Eylem Birliği üyeleri, konu ile ilgili şu bilgileri paylaştı:

“Söz konusu kişiler kurumların imzasının olduğu afişleri indirerek gerilimi başlattı”

“Söz konusu yapıyı temsil eden kişiler tarafından uzunca bir süredir platformumuzda yer alan TKP-ML’nin faaliyetçileri sokakta, eylem alanlarında takibe, hakarete, tacize uğramakta; faaliyetleri ve görüşmeleri fotoğraflanmaktadır. Bahsi geçen örgüt tarafından geliştirilen gerilim süreci, Rojava eylemine ilişkin tüm örgütlerin kurumsal imzalarının bulunduğu afişin indirilmesiyle başlamış, tüm diyalog ve görüşme girişimlerimize rağmen ısrarla ve artarak devam etmiştir. Platformumuzun o dönem süren açlık grevleri için sürdürdüğü stand eylemi yine söz konusu yapının ‘ziyaret’ iddiası ile gelmesi ile provake edilmeye çalışılmış, bazı yoldaşlarımıza devrimci üslupta yeri olmayan mafyavari bir dille küfür ve hakaretler edilmiştir. Yapıların ortaklaşa gerçekleştirdiği ve zindan direnişlerini gündemleştirme amaçlı bir eyleminin ne sebeple olursa olsun taciz edilmesini(n) hangi güçlerin yöntemi olduğunu kamuoyunun takdirine bırakıyoruz. Yaşananların ardından yapılarımız ilgili kurumun temsilcilerinden görüşme talep etmiş, bu talep günlerce yanıtsız bırakılmış ve aynı yöntemler uygulanmaya devam etmiştir. Meriç nehrinde yaşamını yitiren Mahir Mete Kul’un defini sonrasında dahi insanlar öfkesini sisteme, devlete yöneltirken ilgili kişiler yine bazı yoldaşlarımızı sözlü tacizlerle hedef almışlardır. Anonim olarak kullanıldığı belli olan bazı sosyal medya hesapları tüm yapılarımızın değerleri hakkında “aşağılayıcı” ifadeler kullanmakta ve bunu devrimcilik adına sürdürmektedir. Bizler hiçbir devrimci kişi ya da yapının sosyal medya üzerinden bu tür faaliyetler sürdürmeyeceğini biliyor ve bunu, gerçekleştiren kişiler ya da gruplar tarafından kesinlikle düşman yöntemlerini kullanarak devrim ve sosyalizm mücadelesinin hedef alınması olarak değerlendiriyoruz. Söz konusu yapının da bu ciddiyette olduğunu düşünüyor ancak adını kullanan kişilerin faaliyetleri konusunda uyarıcı olduğumuzu da belirtmek istiyoruz. Platformumuzun devrimci yapılar arası sorunlara çözüm üretmek adına ısrarlı sürdürdüğü görüşme isteği bir süre önce bu yapı tarafından yanıtlanmış (temsil düzeyi tarafımızca bilinmemekle birlikte) iki kişilik heyetle, imzacı yapılarımız görüşmüştür. İlgili kişilere, düşman yöntemleri olarak bilinen pratiklerle devrimciler arası sorunlara çözüm üretilemeyeceği, bu tutumları sürdürmelerinin kendilerinin de savunduğu değerlerle örtüşmediği söylenmiş, özeleştirel yaklaşarak bu pratikleri sonlandırmaları istenmiş, ayrıca en başından kendilerinin de ortak çalışmalara davet edildikleri ancak bunu reddedenlerin kendileri olduğu hatırlatılmıştır. Söz konusu heyet yaptıkları pratikleri savunarak bileşendeki yapılarla sorunlarının olmadığı, ancak bileşenimiz olan TKP-ML’ye yönelik bu tutumu sürdüreceklerini ve ‘hesap soracaklarını’ ifade etmiştir. Söz konusu görüşme karşılıklı beyanlarla son bulmuştur. İlgili yapı bu pratiklerine devam etmiştir.”

“Devrimcilere dönük bu yaklaşım, topyekun eylem birliğine yapılmış sayılır”

Platform bileşenlerinin hiçbirinin yaratılmaya çalışılan bu gerginliğe karşın sağduyuyu ve devrimci dayanışma eksenini bozmadığı, sorunun ortak bir şekilde çözülmesi için çaba sarf ettiğini belirten Eylem Birliği “Bizler devrimcilerin, devrimcilere ve kurumlarına karşı ancak ideolojik ve siyasal mücadele edebileceklerine, asla düşman yöntemlerine meyletmeyeceklerine inanıyoruz. Devrimci kültüre yakışmayan, takip, teşhir, gayriciddi uslup, taciz ve küfür benzeri yaklaşımları topyekun eylem birliğine yapılmış saldırılar olarak nitelendiriyoruz. Biz Kürdistanlı ve Türkiyeli devrimciler olarak yaşadığımız sürecin ciddiyetine uygun bir duruşu sürdürmeyi halkımıza karşı bir görev olarak görüyoruz” dedi.

“Bu pratik içinde olanlar erkek egemen ve çete kültürüne hizmet eder”

Açıklamasını “Bu pratik içinde olanlar; bir devrimcinin ailesini hedef alarak erkek egemen, cinsiyetçi ve kadını aşağılayan küfürlerle devrimci kültüre değil, çete kültürüne hizmet ederler.

Bu pratik içinde olanlar; devrimci bir eylem içerisinde dayanışma ve direnişi büyütmek yerine eylemin amacını sabote eden, onu paralize etmeye yönelik tutumlarla devrimci dayanışmayı değil, parçalayıcılığı ve güvensizliği derinleştirirler.

Bu pratik içinde olanlar; devrimcileri evlerine kadar takip ederek, taciz ederek, gizli fotoğraflar çekerek, afişleri yırtarak devrimci zemininin değil, sızmaların, düşman yöntemlerinin gelişimine hizmet ederler” şeklinde sürdüren Eylem Birliği, son olarak bu yapı ile ilişkilerini dondurduğunu belirterek şunları kaydetti:

“Bu saldırıları gerçekleştirenler dostane niyetli kişiler olarak değerlendirilmeyecek”

“Aşağıda imzası olan kurumlar olarak söz konusu yapı ile ilgili bu sahada tüm faaliyetlerimizi tekil ve toplu olarak dondurduğumuzu kamuoyuna duyuruyoruz. İlgili yapının temsilcilerinin bu sahada yaşananlara karşı özeleştirel bir açıklama yapacağını ümit ediyoruz. Ayrıca sözkonusu olaylara bugüne kadar sağduyulu yaklaştığımızı ancak devrimci çözüm ısrarımızın sonuçsuz kaldığını tekrar belirtmek istiyoruz. Bundan sonra bileşenlerimize yönelik taciz, takip, hakaret, saldırı gerçekleştirenlerin dostane niyetli kişiler olarak değerlendirilmeyeceğini ifade ediyoruz.

Bileşenlerimizin uzun zamandır bedel ödeyerek tüm sahalarda oluşturmaya çalıştığı birleşik mücadele hattına zarar verici, devrimciler arası şiddeti tetikleyici hiçbir gelişmeye kayıtsız kalmayacağımızı tarihsel sorumluluk olarak ele alıyoruz.”

858