RÖPORTAJ | “24 Nisan aynı zamanda diriliş ve ayağa kalkış günüdür!”

Kuruluşunu ilan eden “Şehit Nubar Ozanyan Ermeni Taburu” savaşçılarıyla yapılan söyleşide taburun savaşçısı Masis Mutanyan “24 Nisan 1915 tarihini asla unutmayın! Halkımıza yapılan soykırımı asla unutmayın! Her 24 Nisan tarihi kara bir gün olarak anılacaktır! Her 24 Nisan’da daha da güçlü adımlar atmış olacağız! Halka, çocuklara yapılan zulmün hesabını soracağız! 24 Nisan aynı zamanda diriliş ve ayağa kalkış günüdür bizim için. Tekrarlıyoruz; Vardık, varız ve çoğalarak var olacağız!” dedi.

TKP/ML’nin resmi sitesi olan tkpml.com adlı  sitede yer alan söyleşide savaşçılar “Soykırımı gerçekleştiren zihniyet hala iktidardır ve biz buna karşı varlığımızı sürdürmek için askeri bir güç olmalıyız” diyerek düşmana karşı her daim hazırlıklı olmalarının ögütlü bir güç olarak varlıklarını sürdürmekten geçtiklerinin  önemine vurgu yaptılar.

Söyleşinin tamamı şu şekilde;

Masis: Savaşçı adım Masis Mutanyan. Ermeni halkına mensup Şehit Nubar Ozanyan Taburu’nun bir savaşçısıyım. Taburun kuruluş aşamasından itibaren bir militanı olarak dahilim.

Boğos: Savaşçı ismin Boğos Sarkisyan. Ben de kuruluşundan itibaren bir savaşçı olarak taburda yerimi aldım.

Manuel: Benim adım da Manuel Demir. Taburun bir savaşçısı olarak yer alıyorum.

Arnos: Savaşçı adım Arnos Ozanyan. Şehit Nubar Ozanyan Taburu’nda kuruluş sürecinin başından itibaren komutan olarak yer almaktayım.

– Bize neden kuruluş tarihi olarak 24 Nisan’ı seçtiğinizi anlatabilir misiniz?

Arnos: 24 Nisan tarihi Nubar Ozanyan Ermeni Taburu’nun kuruluşunun deklare edildiği gündür. Oluşum fikri komutan Nubar Ozanyan yoldaşa aittir. Oluşum adımlarını birkaç ay önce attık. Ancak gerçekleşme ve yürüme tarihi 24 Nisan tarihidir. Bu tarihi seçme nedenimizin iki nedeni var.

Birinci nedeni; İttihat Terakki faşistleri tarafından gerçekleştirilen soykırıma karşı direniş okumasıdır. “Biz vardık, varız, çoğalarak var olmaya devam edeceğiz” mesajıdır. Katledilen canlarımızın içinden yaralarımızla ayağa kalkıp acılarımızı sararak var olma duruşudur. Her türlü imha ve yok etme saldırısına karşı yeniden var olma ve direnme adımıdır. Hakikatin yok sayılmasına, küller altında kaybolmasına karşı meydan okumadır. Hakikatin izlerini sürdürme ve sesini yaşatma mücadelesidir.

İkinci önemli nedeni ise; soykırımın yaşandığı topraklarda onurlu, cesur bir sesin yaşanan büyük felaketi açıklama ve tanımlama tarihidir. Özüne uygun bir şekilde direnişin yeniden doğuşudur. İbrahim Kaypakkaya yoldaş, TC tarihinde ilk kez yaşadığımızın soykırımın büyük bir felaket olduğunu söylüyor ve bunu gerçekleştirenleri lanetliyor.

O tarihe kadar Kemalist faşist ideolojinin hakimiyeti altında aklı fikri kirlenen, vicdanı satılmış tüm sosyal şovenlere karşı soykırım olarak gerçekleşen utanç verici zulmü deşifre ediyor. Kaypakkaya yoldaşa hakikatin arayıcısı ve sürdürücüsü olarak büyük saygı duyuyoruz. Ve minnet duygularımızı ifade ediyoruz. O güne kadar herkes, soykırımı alkışlayıp ya da sessiz kalıp ölü numarasına yatarken Ermeni olmadığı halde yaşadıklarımıza ve acımıza bu kadar gerçekçi dokunan ve yüreğiyle hisseden büyük bir devrimci sesi dinledik. Kaypakkaya yoldaş yalnız kendi ülkesindeki ezilenlerin onurlu yiğit sesi değildir. Soykırıma uğramış mazlum Ermeni halkının da tertemiz bir vicdanı ve bilimsel sesidir.

– Rojava’da YPG ve YPJ dışında birçok savaşçı örgüt ve çeşitli uluslar bulunmaktadır. Burada Ermeni bir taburun oluşturulma nedeni nedir? Ermeni ulusuna ait savaşçıların Rojava’da bir tabur oluşturulması ne ifade ediyor? Hangi ihtiyaçtan doğdunuz açıklar mısınız?

Masis: Şehit Nubar Ozanyan Taburu’nun oluşumu yaşanan Ermeni soykırımının izlerine dayanır. Yaşadığımız Rojava topraklarında biz de askeri bir güç olmak için yer aldık. Bu taburu, geride kalan Ermenileri korumak ve savunmak için oluşturduk. Özgürlüğümüze sahip çıkmak, varlığımızı ve onurumuzu korumak için çalışıyoruz. Kendi ellerimizle, emeğimizle kültürümüzü yaşatarak varlığımızı sürdürüyoruz. Dilimizi, inancımızı ve kültürümüzü yaşatmak için buradayız. Elbette oluşumumuzun nedeni yalnızca bundan ibaret değil. Taburumuz aynı zamanda faşist Türk devletinin olası saldırısına karşı yaşadığımız toprakları ve halkımızı savunmak ve önlem almak için kuruldu.

Manuel: Biz halkların birbirine karşı kırdırılmasına karşıyız. Halkların kardeşliğini esas alıyor ve onurlu bir yaşamı yükseltmek için mücadele ediyoruz. Bu nedenle kardeşçe yaşayan ulusları korumak için askeri bir güç oluşturduk. Bu güç, sonuna kadar var olmaya devam edecek, çünkü biz vardık, varız ve daha da çoğalarak var olacağız.

Boğos: Burada olmamız gerektiği için buradayız. Ermeni halkının varlığı ve özgürlüğü için buradayız. Devrim için, davanın devamcısı olduğumuzun damgasını vuruyoruz ve sonuna kadar kalacağız. Biz burada “imparatorluğu” alaşağı etmek için varız. Halkın özgürlüğü için buradayız. Yaşanan bütün vahşete karşı halkımızı korumak için buradayız. Varlık sebeplerimiz bunlardır.

Arnos: Ermeni Soykırımı’nın en büyük kitlesel boyutu Suriye (Rojava) topraklarında gerçekleşti. Sadece Serekaniye’de 70 bin Ermeni katledildi. Derazor çöllerinde 250.000 Ermeni katledildi. Mergede-Endivar-Hol-Şedade ve daha birçok yerde yüzbinlerce Ermeni katledildi. Açlık, hastalık ve kılıç darbeleriyle kitlesel bir soykırıma uğratıldı. Yüzbinlerce çocuğumuz yetimhanelerde Türkleştirildi. Bu topraklarda Ermeni taburunun kurulma nedeni bundan daha güçlü olabilir mi?

Halkımızın acılarının sesi olmaya çalışıyoruz. Yok edildikleri yerlerden yaralarımızı yeniden sararak ayağa kalkıyoruz. Tarihimize, dilimize, ağıtlarımıza sahip çıkıyoruz. Taburumuzun kurulma nedenlerinin tarihsel toplumsal zamansal bir anlamı ve önemi var. Belli verilere göre sadece Türkiye de Kürtleşmiş-Türkleşmiş 2 milyona yakın Ermeni var. Suriye-Rojava topraklarında on binlerce ifade edilecek Araplaşmış-Kürtleşmiş Ermeni vardır. Bunların bir kısmı kendilerinin Ermeni olduğunu açıktan kabul edip ifade ediyor. Soykırım sadece fiziksel bir yok ediş değildir. Geride kalan yüzbinlerce yetim çocuğun ve kadınların zorla din değiştirilerek başkalaştırılmasıdır. Tarihin-kültürün-dilin hafızanın zorla gasp edilmesidir. Din değiştirmekten başka bir yaşama şansı bırakılmayan kölece yaşamı kabulden başka bir şansın bırakılmadığı kitlesel asimilasyondur. Asimilasyon politikası soykırımın önemli parçasıdır.

Şimdi biz herkesin gözü önünde Komutan NUBAR OZANYAN Taburu’nu kurarak direniş ve var oluş bayrağını yükseklere çekiyoruz. Zorla gasp edilen dilimizi-kültürümüzü öğrenmeye yaşatmaya çalışarak tarihimize yaşamımıza ve geleceğimize sahip çıkıyoruz.

– Peki Kürt ve Araplar dışında Süryani-Aşuri halklarının da kendi öz örgütlenmeleri var mıdır?

Arnos: Evet, vardır. Eksik olan Ermenilerin varlığıydı. Nubar Ozanyan Taburu’nun kurulmasıyla birlikte Ermeni halkı da QSD bünyesinde yerini aldı. Biz gerek Kürt-Arap halklarıyla, gerekse Süryani-Aşuri-Keldani halklarıyla birlikte eşit haklara sahip olarak birlikte yaşama fikrini savunuyoruz. Yaşamda beraber olanların direniş ve savaş alanlarında birlikte olmasından daha anlamlı ne olabilir ki?

Bugün Rojava’da demokratik bir yönetim vardır. Çeşitli milliyetlerden halkların varlığına ve haklarına saygılı bir yönetim vardır. İlişkilerde dostluğu, dayanışmayı ve kardeşliği alan bir anlayış ve buna uygun bir yaklaşım ve pratik vardır. YPG-YPJ’nin varlığı halkların haklarına ve ortak mücadelesine güç vermektedir. Gerek komuta kademesi gerekse savaşçı yapısı Süryani-Ermeni-Aşuri-Keldani halklarına karşı demokratik özgürlükçü ve eşitlikçi bir yaklaşım içindedir. Dostluk ve dayanışma, paylaşım ve kardeşleşme esastır.

– Taburunuza şehit TİKKO komutanı Nubar Ozanyan’ın ismini taşıyor. Taburunuza neden onun ismini verdiniz? Nubar Ozanyan sizin için ne ifade ediyor?

Arnos: Nubar Ozanyan yoldaş Rojava’ya gelip savaşmaya başladığında gördü ki bu topraklarda hem Ermeniler var hem de Araplaşmış ve Kürtleşmiş Ermeniler var. Bunların örgütlenme ve DAEŞ faşistlerine karşı savaşmaya ihtiyacı vardır. Kürtler-Araplar ve Süryaniler-Aşuriler hem askeri hem de toplumsal anlamda örgütlü bir güç durumundadır. Ancak Ermeniler böyle değildir. Potansiyel olarak bir güçleri var ancak örgütsüz durumdadır. Nubar Ozanyan yoldaş bu gerçeklik üzerinden Ermenileri örgütleme ve savaştırma fikrine sahip olmaya başladı. Bu fikirler doğrultusunda pratik adımlar atmaya başladı. Bizler onun yoldaşları olarak tamamlanmayan eksik kalan adımları atarak ideal ve anısına sahip çıkmaya başladık. Taburun kurulma fikir ve pratiği komutan Nubar Ozanyan yoldaşa aittir.

Masis: Şehit Nubar Ozanyan, halkı için kendini feda eden bir komutandı. Halkımıza yönelik yapılan tüm saldırılara karşı kendini feda ederek şehit düştü. Biz de onun mücadelesini sürdürme hedefiyle taburumuzu oluşturduk.

Boğos: Şehit Nubar Ozanyan, düşmana karşı savaşarak ölümsüzleşti. DAİŞ’e karşı savaşarak kendini feda etme bilinciyle sonsuzluğa uğurlandı Ermeni komutan Nubar Ozanyan. O hakikat ve hakikat sahipleri için, eşitlik ve adalet için şehit düştü. Taburumuza onun adını vermek bizim için bir onurdur.

Manuel: Ayrıca Ermeni şehitlerimizin isimleriyle daha nice taburlar kuracağımıza belirtmek isterim.

– Ermeni soykırımının 104. yıldönümünde sizinle bu röportajı yaparken, savaşçı Ermeniler olarak soykırım gerçeğinin sizin için bugün ne ifade ettiğini anlatır mısınız? Soykırımın sizdeki izlerinden bahsedebilir misiniz?

Masis: Biz Ermeniler, 24 Nisan 1915 tarihini büyük bir felaket olarak tanımlıyoruz. İttihat ve Terakki’nin Ermeni halkını katledip, yok etmeye çalıştığı tarihtir. Yalnızca halkı katletmekle kalmadılar, aynı zamanda tüm zenginlikleri talan ettiler ve Ermeni kültürünü ve geleneklerini ortadan kaldırmak için sistematik olarak yoğunlaştılar.

Bu soykırım çalışmaktan ve üretmekten başka bir şey yapmayan mazlum bir halka yönelik gerçekleştirildi. Bu korkunç soykırımı kadınlar ve çocuklar da yaşadılar. Yani yalnızca soykırımda katledilenler değil, geride kalanlar da soykırımın mağduru oldular. Toplam 1,5 milyon Ermeni’nin katledildiği bir soykırımdan bahsediyoruz. Soykırım dışında Ermeni halkını tehcire zorlayarak, yaşadığı topraklardan, anayurdundan kopardılar. Daha anne ve babasını dahi tanımayan çocukları zorla başka ailelere verdiler. Bu çocuklar özlerinden koparılıp büyütüldüler. Dolayısıyla bu soykırımdan geri kalanlar da büyük oranda paylarını aldılar. Ancak bu soykırıma karşı Arap ve Kürt halkı Ermeni halkını sahiplendiği de oldu. Bu dayanışma da bize kalan önemli izlerden birisidir ve devamını getirmekle yükümlüyüz.

– Son olarak Rojava’dan bir savaşçı olarak dünya halklarına bir mesajınız var mı?

Masis: 24 Nisan 1915 tarihini asla unutmayın! Halkımıza yapılan soykırımı asla unutmayın! Her 24 Nisan tarihi kara bir gün olarak anılacaktır! Her 24 Nisan’da daha da güçlü adımlar atmış olacağız! Halka, çocuklara yapılan zulmün hesabını soracağız! 24 Nisan aynı zamanda diriliş ve ayağa kalkış günüdür bizim için. Tekrarlıyoruz; Vardık, varız ve çoğalarak var olacağız!

Manuel: Özgür Hayastan! Halkımız özgür olsun!

Boğos: 24 Nisan kara bir gündür. Soykırımı gerçekleştiren zihniyet hala iktidardır ve biz buna karşı varlığımızı sürdürmek için askeri bir güç olmalıyız. Düşmana karşı her daim hazırlıklı olmamız gerekiyor. Örgütlü bir güç olarak varlığımızı sürdürebiliriz ancak. Tüm ezilenleri örgütlenmeye davet ediyoruz!

Arnos: Hakikati arayan ve izinden yürümek isteyen herkesi kardeşçe eşit, özgür ve adil bir şekilde yaşamaya ve onurlu bir direniş sürdürmeye çağırıyoruz” (Haber Merkezi)

Kaynak: https://tkpml.com/sehit-nubar-ozanyan-ermeni-taburuyla-soylesi/ 

667